Hüseyin Baran Karabulut yazdı: “Mesele asgari ücret mi?” | Toros HaberToros Haber

23 Ekim 2021 - 19:41

Hüseyin Baran Karabulut yazdı: “Mesele asgari ücret mi?”

Hüseyin Baran Karabulut yazdı: “Mesele asgari ücret mi?”
Son Güncelleme :

30 Aralık 2020 - 12:10

256 views

MESELE ASGARİ ÜCRET Mİ?

Ülkemizin yaklaşık olarak yüzde 40’ını ilgilendiren asgari ücretin üzerinde biraz fazla durulduğunu düşünerek bu konuyu yazdım. Mesele gerçekten asgari ücret mi? Sorusuna cevap arayalım.

GÜNÜMÜZ KAPİTALİZMİNDE ÜCRETLERİN BELİRLENİŞİ

İçinde bulunduğumuz ekonomik sistemde doğallaştırılan bir işsizlik bulunmaktadır. Yani sistem devamlılığı ve idaresi için işsizlere ihtiyaç duyar diyebiliriz. İşsiz bireyler olmalıdır ki her zaman verilen ücrete razı olan bir kesim bulunsun. Kapitalist ekonomik sistem devamlılığını büyük ölçüde böyle bir zemine oturtmaktadır. Dolayısıyla diyebilirz ki, kapitalist sistemde, işçiye ödenen ücretler mümkün olduğunca sermayedarın en çok kar yapabileceği şekilde belirlenmektedir. Kapitalizmin ekonomi bilimi, sermayedarın bilimidir. Bu denge dönem dönem  değişebilmektedir. İşçi sınıfının tehdit olarak görüldüğü zamanlarda belirlenen ücret artabilmektedir. Ancak emperyalist-kapitalist sistem tarafından sömürülen ülkelerde asgari ücret bugün sistem tarafından da bir tehdit aracına dönüştürülebilmektedir. Bunun en canlı örneği ülkemizdedir. Türkiye’nin azımsanamayacak kadar büyük bir kesimi asgari ücretle geçimini sağlamaktadır. Hal böyle iken her siyasi kuvvet işçi sınıfını kazanmaya yönelik kararlar almak ister. Ancak az önce bahsettiğim konudan dolayı siyasi kuvvetlerin de eli kolu bağlanmaktadır.

SORUMLULUĞU PAYLAŞMAK
Ülkemiz şuan birkaç cephede savaşmaktadır. Gerek sağlık cephesi, gerekse ABD’nin tehditleri, taşeron olarak kullandığı örgütlere karşı bir savaş yürütülmektedir. Tüm bu zorluklarla birlikte ekonomik olarak da zorlu bir süreçten geçmekteyiz. Ülkemiz çalışanlarının yaklaşık olarak %40’ı asgari ücretle çalışıyor. İşsizlik oranımız ise %13.2. Fiyatların yükseldiği, ücretlerin ise fiyatı yükselen ihtiyaç ürünlerine yetemediği bir ekonomik durumun içindeyiz. Mevcut durumu ABD’nin de tehdit olarak kullandığını görmekteyiz. ABD Türkiye’ye karşı yaptırım tehditlerinde bulunarak hükümeti kendi rotasına kazandırmaya, kazanamazsa da kendi rotasında bir iktidar planı yaratmakla tehdit ediyor. Türkiye’nin ekonomik olarak yaşadığı zorlu süreci kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Dolayısıyla Türkiye’de işçi sınıfı bir tehdit argümanına dönüştürülmeye çalışılıyor. Ancak yalnızca işçi sınıfı tehdit aracı olarak kullanılmaya çalışılmıyor. Bugün günden güne artan özel sermayenin dış borcuyla birlikte Türkiye’nin milli sermayesi de ABD tarafından tehdit argümanına dönüştürülmeye çalışılıyor. Bunları görmezden gelerek asgari ücret tartışması yapmak çözümden uzaklaşmak dışında bir şey ortaya koymayacağı gibi bizi de bir tehdit aracına dönüştürebilir. Çünkü şuan işçi sınıfı ile sermayedar arasındaki çelişkiden ziyade ülkenin ekonomik olarak toptan kalkınıp kalkınamayacağı arasında bir çelişki vardır. Krizin faturasının alışılagelmişin dışında olarak, işçinin yanında milli sermayedara da kesilmesi durumu vardır. Dolayısıyla bu sorumluluk paylaşılmalıdır.

ASIL MESELE
Gelirlerin giderleri karşılayamadığı zaman cari açık ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de şuan cari açık yüksektir. Bundan dolayı asgari ücreti arttırdığınızda, işveren de cari açıktan olumsuz etkilendiği için piyasaya koyduğu ürünlerin fiyatını arttırmak zorunda kalacaktır. Asgari ücretle çalışan işçi içinse durum değişmeyecektir. Aldığı ücretle yine ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanacaktır. Halk arasında önünü görememek diye tabir edilen durum işte budur. Yeni belirlenen asgari ücretle birlikte bir işçinin işverene maliyeti 4203 TL’dir. İşveren için işçinin maliyeti çok yüksek olursa, birkaç seçenek vardır önünde. İşçi çıkarabilir. Ürünlerinin fiyatını yükselterek piyasaya sürebilir. Ya da iflas bayrağını çekebilir. Bu şekilde yorumladığımız zaman içinde bulunduğumuz ekonomik koşulların çözümünün asgari ücretin artıp artmaması ile alakalı olmadığını görmekteyiz. Öte yandan belirlenen 2825 net asgari ücreti gıda enflasyonu oranında arttırıldığı için mantıklı bir oranda arttırılmıştır diyebiliriz. Daha fazlası olabilir miydi? Olabilirdi elbet.
Bazı belediyelerin kendi bünyesindeki işçilere yeni yılda belirlediği en düşük ücretin asgari ücretin üstünde bir ücret olarak vermesi güzel bir şeydir. İmkanı olan her belediyenin ve işverenin de yapması gerekir. Sorumluluğu paylaşmakla ilgilidir. Ancak çözüm olmadığı gibi, esas çözümü de saklamaktadır. Maalesef bir şov aracının ötesinde de değildir.
Peki cari açık ve cari açıkla birlikte artan enflasyon sorununa karşı nasıl önlemler alınmalıdır? Çözüm nasıl yaratılabilir? Cari açığa çözüm olarak vurgu genelde sadece ihracata ağırlık vermek olarak söylenmektedir. İhracat ve ithalat arasındaki farktan ötürü ortaya çıkan cari açığa bu söylem her ne kadar doğru olsa da yetersizdir ve bir tuzaktır. Esas önemli olan kısım üretimdir. Cari açığı kapatmak için sanayi üretimi arttırılmalıdır. Tarımsal üretime destek verilmeli ve teşvik sağlanmalıdır. Teknolojik yeniliklere destek sağlanmalıdır. Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda bölge ülkeleri ile işbirliği içinde olunarak, yatırımlarına olanak sağlanmalıdır. Kısacası üretmeden ihracat yapılamaz. Önce üretmeliyiz. Halk arasında yaşam pahalılığı olarak dillendirilen enflasyon sorununa karşı mücadele bugün birincil önceliğimizdir.  Gemi hepimizin gemisidir. Gemiyi batırmamak için sorumluluğu paylaşmamız gerekmektedir. Hiçbir işçinin ekmeğinin azalmasına imkan vermeyeceğimiz gibi o işçinin ekmeğini kazandığı fabrikaların kepengine kilit vurulmasına da imkan vermemek ve o fabrikaları çalıştırmak, üretimi arttırmak Türkiye ekonomisinin önünde görevdir. İşçi sınıfını düşünüyorsak eğer işçi sınıfını tehdit argümanı olarak görenlerin dümenine değil, Türkiye gemisinin dümenine geçilmeli, asıl soruna çözümler üretilmelidir.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hatice Demir Aralık 30, 2020 / 6:45 pm Cevapla

Yüreğine sağlık Baran çok güzel ve yerinde vurgulanmış ifadelerle ülke sorunlarına kayıtsız kalmayan siz değerli gençlerimizin hepsini sizin şahsınızda tebrik ediyor,yeni yılınızı kutluyorum.

reklam