Yine, Yeni, Yeniden Asya | Toros HaberToros Haber

16 Ekim 2021 - 15:32
İbrahim Okan Özkan

Türkiye Gençlik Birliği Genel Sekreteri | okanozkan@toroshaber.net

İbrahim Okan Özkan

Yine, Yeni, Yeniden Asya                   

Yine, Yeni, Yeniden Asya                   
Son Güncelleme :

21 Ocak 2021 - 16:42

523 views

Yine, Yeni, Yeniden Asya                   

2021 yılına hızlı bir giriş yaptık. ABD’deki halk hareketi, Çin’den gelen aşı, HDP’nin meşruluğu vb. tartışmaları gündemimizde. Bu başlıkların hepsini bize gündem kılan hakikat ise Türkiye’nin içerisine girdiği rota.

Geçtiğimiz günlerde Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan bu hakikati dillendirdi. “Bu nedenle ‘Yeniden Asya’ demenin tam zamanıdır.” ifadelerini kullanan Bakan, iş dünyası için Asya’nın vazgeçilmezliğini kamuoyuna aktardı. Bu toplantı ve yapılan vurgular tesadüf değil.

Yine Eylül 2020’de, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan aynı gerçeği farklı sözlerle bu sefer Birleşmiş Milletler toplantısında kullanmıştı: “Tarihin sarkacı yeniden Asya’ya kaydı.”

Tehdit Nereden Geliyor?

Toplumlar önündeki sorunları çözmeden hareket edemez. Ya da o hareket yapaydır ve dışarıdan dayatılıyordur. Türk milletinin önündeki sorun, 150 yıldır vatanın bütünlüğünün sağlanması. Bu sorunu öteleyen ve görmezden gelen yaklaşımlar tarih önünde mahkûm edilir.

Türkiye, tehdit saptamasını doğru yaptığı tarihten bu yana değişimin sancılarını yaşadı. 2014 yılı bu açıdan bir milattır. 2021’e girerken ise rota tastamam berraktır.

Vatanımızı parçalamaya ve milletimizi bölmeye çalışan başta ABD olmak üzere emperyalist devletler, 24 Temmuz 2015’ten itibaren fiilen tehdit unsuru olarak görüldü, silahla üzerine gidildi. Türk ordusunun şerefli subaylarını, Türkiye’nin vatansever siyasetçilerini, gazetecilerini ve aydınlarını hedef almak ABD’nin projesiydi ve bunun çöküşü herkes tarafından aşikârdır.

Bin yıl önceki defterleri açarak Çin’i veya yüzyıl önceki Çarlığın emellerini işaret ederek Rusya’yı ana tehdit sıralaması içerisine yerleştirmek boks ringinde boşa yumruk sallamakla eşdeğerdir. Çünkü o ringde iki kuvvet çarpışıyor; Türkiye ve Atlantik kuvvetleri. Mücadele yüzyıl geride veya ileride değil, bugünde verilmektedir.

Atlantik’te Boğulduk, Asya’da Yaşıyoruz

1945’ten bu yana Atlantik’te ümüğümüz sıkıldı. Çok az ses çıkardık, çoğunlukla boyun eğdik.

NATO’ya girmek uğruna Türkiye’den bir gemiyle 30 günde gidilen Kore’de 721 vatan evladını şehit verdik.

Sovyetlere misilleme olsun diye taa Amerika kıtasından vurulamayacak hedefler için kendi vatanımızı düşman üsleri ve füzeleriyle doldurduk.

Ekonomimizi ABD ve Avrupa devletlerinin insafına bıraktık, özelleştirmeleri teşvik ederek kamu yatırımlarını hor gördük. Doları baş tacı, IMF’yi ana kurtarıcı belledik.

Irak Süleymaniye’de 11 Türk subayının başına geçirilen çuvalda sustuk, ABD’nin Irak’ı işgal planlarında en az Bush kadar cesurduk.

Avrupa Birliği’ne girme sevdası uğruna uygulayacağımız Kopenhag Kriterleri ile Türkiye bölünmenin eşiğine gelmişti. AB, içimizdeki “azınlık unsurlara” haklar vermemizi söylüyordu. “Azınlık”tan kastı tabii ki bu memleketin temeli olan Kürt, Alevi, Ermeni kökenli Türk vatandaşlarıydı. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün dediği gibi “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”

Türkiye, son 6 senedir Atatürk döneminden beri hiç olmadığı kadar güçlü. Nedeni basit. Ülkemize gelen tehdidi doğru saptadık, Atlantik bataklığından çıktık. NATO, ABD ve Avrupa emperyalizminin attığı adımlara karşı konuşlandık.

            Son 6 yılda;

-PKK bitme noktasına geldi.

-FETÖ ordudan, emniyetten, yargıdan, eğitimden temizlendi, kolu kanadı kırıldı.

-ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde kurmak istediği kukla Kürdistan, TSK’nın Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı operasyonlarıyla suya düştü.

-Suriye’nin geleceğini Cenevre toplantılarında görüşmekten vazgeçtik, Astana’da Rusya, İran ve Suriye’nin kendi güçleriyle kararlar aldık.

-Rusya ile geliştirdiğimiz ilişkileri güvenlik alanında ilerlettik ve füze savunma sistemi olan S-400’leri temin ettik.

-Irak ve İran ile ortak çalışmalar sonucunda bağımsızlık kazanmaya çalışan Barzanistan’ı dağıttık.

-Atlantik ağında kaybettik, Asya’da kazanıyoruz. Akdeniz başta olmak üzere Mavi Vatan’da verdiğimiz güvenlik ve enerji mücadelesinde tehditlere karşı cesuruz ve başarılar bizi bekliyor. Dağlık Karabağ’da kazanılan zafer sadece Azerbaycan’ın hanesine yazılmıyor. Zafer, Asya halklarının emperyalist Atlantik kuvvetlerine cevabı niteliğindedir. Sorosçu ve ABD beslemesi Paşinyan ezilmiştir.

-Koronavirüs salgınının önüne geçecek aşının Çin’den alınması dahi Türkiye’nin safını çizmektedir. Yine Çin’e giden ihracat treni yolun başlangıcıdır.

Asya Çağına Merhaba!

Hakikat ortadadır: Atlantik sularında yüzdükçe boğulduk, Asya’da hayat buluyoruz. Atlantik ve Avrupa bölünmüş bir Türkiye istiyordu, Asya ise bütünleşmiş ve güçlü bir Türkiye ile birliktelik kuruyor. “ABD müttefikimiz” ve “NATO, Türkiye’nin güvenlik şemsiyesidir” safsataları yerle yeksan oldu.

Türkiye Asya’da kuvvet topladıkça CAATSA yani “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası” uygulanıyor. O yaptırımlar uygulandıkça milli savunma sanayiinde atılım yapıyoruz.

Siyasetin, ekonominin ve kültürün merkezi olan Asya’ya yüzümüzü büyük özgüvenle dönüyoruz. Merhaba!

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Gülsüm Saman Ocak 23, 2021 / 7:28 am Cevapla

Ne güzel bir yazı. Umutsuzluk dehlizinden umuda taşıdı beni. Selam Atatürk’ün gerçek askerlerine. Selam size TGB!

reklam