15 Temmuz işgal teşebbüsü | Toros HaberToros Haber

11 Mayıs 2021 - 07:07
Zeki Kılınç

15 Temmuz Vatan Şehitleri Derneği Genel Başkan Yardımcısı | z.kilic@toroshaber.net

Zeki Kılınç

15 Temmuz işgal teşebbüsü

15 Temmuz işgal teşebbüsü
Son Güncelleme :

20 Eylül 2020 - 22:12

123 views

15 Temmuz’da bu milletin evlatları yürüdüler, elde bayrak dilde tekbir yürüdüler, her zaman gibi. Onlar Alparslan ile Malazgirt ovasında, Fatih ile İstanbul surlarında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Çanakkale’de de yürümüşlerdi. Bu defa ise Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan ile yürüdüler. Onların davası neydi, bu aşk nereden geliyordu? Hani Çanakkale Ruhu deriz ya; aslında bu ruh, Uhud da, Bedir de var olan ruhtu.. Orada alevlenen mücadele ruhunun devamıydı bu ruh ve devam ediyordu..

Gerektiğinde kutsalları için ölümüne yürümek, o da arkasına bakmadan yürümek bu milletin gerçeğiydi. Bu milletin kutsalları vardı ve vatanımız bizim kutsalımızdı. Çünkü vatan olmayınca ne bayrak, ne namus, ne de inanç olamazdı. İnancını istesen de sana yaşatmazlardı. İşte, bu millet her şeyin farkında idi. Emsalsiz olan ve eşi benzeri olmayan bu millet hak ve hakikat uğruna mücadele etmesi tabi ki doğaldı. Ne demişti sevgili peygamberimiz; “Konstantin elbette feth olunacaktır, onu fetheden komutan; ne güzel komutan, o asker ne güzel asker’’ diye… Boşuna mı söylemişti, ancak övülmüş bir milletin ferdi olmanın da bir bedeli vardı.

Haç ile Hilal’in savaşı geçmişten günümüze devam ediyordu. Onlar hiç boş durmadılar, uyumadılar, bu millete “yat ali yat”, “yat yat uyu” dediler, “ali topu at”, “at tut” dediler . Onların yüzyıllardır sinsi planları vardı, her zaman olduğu gibi. Kırk yıldır planlarını harfiyen uygulayıp, uygulattılar o hainlere. Gelecek vadederek, makam ve mevkii vadederek aldattılar. İçimizde yaşayan, bu vatanın her şeyinden istifade edenleri kendi milletine kurşun atacak bomba atacak ve yok edecek hale getirdiler .

15 Temmuz gecesinde ülkemizi parçalama yok etme amaçlı olarak yapılan işgal hareketinde evlatlar aynı ruh ile sokakları meydanları doldurdular arkasına bakmadan. Onlar “analar babalar yaşasın” diye kendi anne babalarını, “evlatlar yaşasın” diye kendi evlatlarını bırakarak çıktılar. Tanka, topa, F-16’lara kafa tutarak ölümü korkutarak tekbirler getirerek yürüdüler. Bu dava hak ve hakikat davası idi. Bu dava; vatan, bayrak, ezan davası idi. Onlar o gece altlarında Murat 124 araçlarla motosikletler ile koştular, meydanları doldurdular. “Ya Allah Bismillah” diyerek, Çanakkale de olduğu gibi, Malazgirt Ovası’nda olduğu gibi mücadele ettiler, Siyonist Emperyalistlerin taşeronu olan ve kendisini 1 dolara satanlara karşı mücadele ettiler…

Evlatlar kendisine emanet edilen bu toprakları kimseye veremezdi, vermedi de. Babalarının, dedelerinin on yıllar önce sahip çıkamadıkları liderlerine onlar sahip çıktılar Başkomutanlarını yalnız bırakmadılar. Onlar artık şahlanan ve dirilen bu milletin 7’den 77’ye gerçek evlatlarıydılar. Aslında bu millet, kan dökmeyi seven bir millet değildir, ama vatanına bayrağına göz dikenler olduğunda dünyanın şah damarını kesecek bir kudrete sahip olmuştur.

Meydanlara “evlatsız yaşarım ancak vatansız, bayraksız asla” diye çıktılar, benim evladım babasız, annesiz yaşar ama vatansız yaşamasın diye çıktılar, Hz. Hamza’ya yoldaş, Hz. İsmail’e kardaş, sevgili Peygamberime komşu olmak için gittiler, ölümüne mücadele edip vatanlarını çiğnetmediler, kimi kol, kimi bacak verdi ama ülkesinin çakıl taşını vermediler ve Şehitler tepesine gittiler, alınları ak bir şekilde…

“Şerefsiz bir şekilde bu aziz vatan topraklarına basarak yaşamaktansa o toprağın altında yatarım” diyerek gittiler. Bu milletin namusunu, şerefini koruyarak gittiler. Kimi evlat, kimi eş, kimi anne ve babasını bırakarak gittiler. Şehadet şerbetini içtiler… O hainlerin dolu dolu olduğu, o karanlık geceyi sabahleyin güneş ile aydınlattılar, 40 yıllık planları ayaklarının altında 40 saat olmadan ezerek gittiler, emsali olmayan bu milletin esaret altına alınamayacak bir millet olduğunu tekrar dünyaya göstererek gittiler..

Anne, baba, eş ve çocuklarına doyamadan gittiler ve bizlere ay yıldızlı bayrağın altında kanla sulanmış cennet gibi bir vatan bıraktılar… Ey kahramanlar; biliniz ki, kıyamete kadar bu milletin evlatları izinizden yürüyecektir. Ahirette sizlerin yüzünüze bakabilecek evlatlar yetiştireceğiz ve o evlatlar yeri geldiğinde Nene hatunlar, kara Fatmalar olacak yeri geldiğinde Ulubatlı Hasanlar, Seyid Onbaşılar, Ömer Halisdemir, Fethi Sekin ve Muhammet Oğuz Kılınç gibi olacaklar… Ruhlarınız şaad olsun. Mekanınız Cennet-i Ala olsun…

SON SÖZÜM

Mezarlıklar buluşma yerlerimiz olsa da, gözlerimiz kan dolup ciğerimiz yansa da
Nefesimiz tükenip kalplerimiz dursa da, son sözüm vatan ve bayrak olacak…
Güzel günler yok olup acılara bürünsek, Açlıktan kırılıp sefaletten tükensek
Al kırmızı bayrağın uğrunda yine sürünsek, son sözüm vatan ve bayrak olacak…

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam